Site Haritası
Haftanın Alıntıları
"Milliyetçilik bir
çocukluk hastalığıdır; insanoğlunun kızamığıdır."
Albert
Einstein, 1934

"İnsanlık
milliyetçilikten arınıncaya kadar dünyada barış
olmayacaktır."
George Bernard Shaw
Gündem
Ermeni Soykırımı
Azınlık Vakıfları ve Din
Özgürlüğü
Irak ve
Ortadoğu
Avrupa
Birliği
Ege
ve Kıbrıs
Duydunuz mu:
Birkac gün
öncesine kadar büyük reklamlarla her yerden
duyurulan Türk Tarih Kurumu baskanı Halaçoğlu ve
Ermeni soykırımı tarihçisi Sarafyan arasında yapılacak olan
buluşma iptal edildi. Neden mi? Taraflardan birisi arşiv belgelerinin
tümünü ortaya koymayı reddetti. Kim
reddetti? Türk Tarih Kurumu. Yıllardır
yalnızca
kendilerinin kontrolünde olan ve yalnızca
"onaylanmış" tarihçilerin girebildiği (evet, o meşhur
"arşivlerimiz açık" tarzı laflar bariz birer uydurmacadır)
arşivlerde hala saklamak istedikleri belgeler kalmış olabilir mi?
...devam
Soru-Cevap
"Neden en iyi öğrenim
görmüş, en zeki insanlarımız, aydınlarımız hep vatanı satma,
insanlarımızı kötüleme, milletinden utanma ve devletinden
nefret etme ihtiyacı duyuyorlar?"
Çok eskiden beri her yerde görülen, son yıllarda medya
kuruluşlarının web sayfalarında okuyucu yorumu yapılması
mümkün olunca neredeyse her gün değişik halleri ile
karşımıza çıkan bir sorudur bu.
Türkiye'de
yaşayan çoğunluğun ruh ve akıl durumunu çok net bir
şekilde gösteriyor olması nedeniyle bu "soru" ile ilgili bir
kaç şey söylemek lazım.
İlk başta böyle bir soru ile karşılaşınca insanın aklı
donuveriyor, neresinden başlasam, neresinden tutsam acaba diye
düşündürüyor.
Orhan Pamuk'tan Yaşar Kemal'e, Aziz Nesin'den Nazım Hikmet'e onlarca
ayrı insan için söylenmiş, söylenmekte olan şeyler
bunlar. Ünlü kişilere de mahsus değil, üniversite
öğrencileri, tarihçiler, sosyologlar, siyaset bilimciler
vb. böyle soru-yorumlar ile sürekli karşılaşırlar
Türkiye'de. Neden acaba?
Her şeyden önce belli olan, "soru"nun kendisinin bir soru değil,
bir (ön)yargılar dizisi olması: kime hangi nedenle "vatan haini"
"milletinden utanan" vb terimler yapıştırılıyor? Bu o kadar
büyük bir toplumsal patoloji alanı ki, bir akademisyenin
bütün kariyeri boyunca uğraşıp onlarca makale ve kitap
yayınlaması mümkün. Burada kısaca yazarak konuya haksızlık
etmeyelim.
Bu meşhur sorunun belki de en trajik olan yanı, soran kişilerin
yaşamakta oldukları halüsinasyonun derinliğinde; orta çağda
birilerinin çıkıp "bütün aydınlarımız neden dünya
küre şeklindedir ve güneşin etrafında döner diyorlar,
neden bize ihanet ediyorlar?" diye sorduğunu düşünün.
Tabii bu örnekte en azından bir gerçeklik ile uğraşıyoruz,
milliyetçiliğin beyin yıkamasından geçmiş insanların
"vatan haini" vb konulara nasıl yaklaştıkları hepimizin malumu.
Bu işin komik olan bir yanı da var: bu soruları soran insanlar, bir
yandan çeşitli insanlara "vatan haini" tarzı laflar
yapıştırmakta bir sakınca görmezken, bir yandan da aynı kişilerin
Türkiye'nin en iyi öğrenim görmüş aydınları
olduklarını da söyleyiveriyorlar. Burada size de komik gelen bir
şey var mı? İçinizden bazen şöyle bir cevap vermek
geçmiyor mu:
"Ey acaip insanlar, ülkenizin en iyi öğrenim görmüş
insanlarının yüzde 99u, aydınları, sizin milliyetçilik ile
yıkanmış varoluşunuzun yanlışlıklarını ve korkunçluklarını
gözler önüne seriyorlarsa ortadaki sorun aydınlardan
değil de bizzat sizden ve beyninizi yıkamış olan hastalıktan kaynaklanıyor olmasın?"
Kısacası, bir insanın en yukarıdaki soruyu böyle rahatça ve
sorunsuz sorabilmesi için nasıl bir körlük, nasıl bir
sürü zihniyeti, nasıl bir, afedersiniz, APTALLIK
içinde olması gerekiyor?
Bu sorunun biraz daha tutarlı versiyonlarını Gündüz Aktan ve
benzeri resmi ideologlardan duyuyoruz; onlar genellikle aydın kelimesi
kullanırken " " işaretleri kullanarak aslında Türkiye'deki
öğrenim görmüş kesimin büyük
çoğunluğunun "sahte" ve "satılmış" olduğunu söylemeye
çalışıyorlar. "Mütareke medyası," "satılmış aydınlar,"
"travma geçirmis eski solcular," vb terimlerle tanışıyoruz.
Aktan tarzı insanların belki de en büyük kusurları,
hiç bir özürlerinin olmamasında. Cahil değiller, aptal
değiller, ne yaptıklarını ve kime hizmet ettiklerini gayet iyi
biliyorlar; Goebbels'in torunları olarak yaptıkları işin profesyonel
manipülasyon olduğunu, kitlelerde zaten var olan sürü
zihniyeti ve patlamaya hazır milliyetçi ideolojiyi yukarıdan
nasıl yönlendireceklerini ve destekleyeceklerini herkesten iyi
anlıyorlar.
Anlamak istemedikleri, bugün Hrant Dink'i öldüren akıl
hastalığının gün gelip toplumsal kriz histeriye, histeriden
tasfiye ve katliama dönüştüğünde geçmişte
defalarca tekrarlandığı gibi dönüp dolaşıp kendilerini de
vuracağıdır. O zamana kadar hedef gösterdikleri aydınlar yalnız
bırakılsın, izole edilsin, herkesin nefret tahtası haline getirilsin,
sonra da birileri kalkıp baskı yetmezmiş gibi onları
öldürsün, umurlarında olmaz. "Sokaktaki insan"ın sorusu
ne kadar trajikomikse, resmi ideologların soğukkanlı nefret
bezirganlığı o kadar düşündürücü.
1 * 2 * 3 * 4
Neler Yapılabilir?
Neler yapılabilir? Bu
şüphesiz cevabı karmaşık ve bir paragrafta verilemeyecek bir
soru. "Her şeyin başı eğitim" tarzı beylik ve
gülünç cevaplar pek işe yaramıyor,
çünkü "eğitim" görmüş
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da aynen cahil olan
vatandaşlar kadar aciz durumdalar. Belki de daha kötü
durumdalar; ...devam